Wakfu

1 07 2007

Dofus’tan sonra Wakfu heyecanı sardı beni, çok güzele benziyor. Ancak oyun için birazcık daha bekleyeceğiz.

Bu arada da bu video ile oyun hakkında biraz bilgi sahibi olabilirsiniz.

Oyunun ana sitesi link






Finaller başladı

13 06 2007

Final sınavlarım başladı bu nedenle biraz ara veriyorum, ama finallerden sonra bomba gibi dönüş yapacağım. :D





Dofus oyunu

10 06 2007

Şimdilik kısa bir yazı yazıcam ancak inşallah ilerleyen dönemde daha ayrıntılı bir yazıya da yer vereceğim, çok hoş bir oyun, ancak Pardusçular için ben windows exe dosyasını indirip wine ile kurmayı tavsiye ederim, zira 113 mb’lık Linux dosyası sorun çıkarttı, bir de 112 mb’lık exe’yi indirdim, ama oyun hoş gerçekten, sadece site adresleri ve resim koyabiliyorum şimdilik, zira final sınavlarının arifesindeyim. ;)

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

Pardus Forum adresi link

Türkçe Forum link

ALINTIDIR

www.dofus.com den oyunu indiriyoruz 80 MB oyun tanıtımı:
İlk olarak oyunun sunumuyla ilgili birşeyler anlatayım. oyun tamamen flash üzerine kurulu olduğu için, keskin hatlardan yoksun, oldukça şirin ve tatmin edici görüntülere sahip.

oyunun gui’si oldukça kullanışlı ve bu insanlar en rahat nasıl keyif alabilirler diye düşünülmüş. zaten mmorpg tecrübesi olanlar bilirler, gerek knight online, gerek silk road online ve gerekse wow, ekranın 4 köşesinde bar bulunduran oyunlar ve alışana kadar oldukça dert çektiriyor. dofus, 10 yaşındaki kardeşimin bile kafasını karıştırmadan, başına oturduğu anda çözebildiği bir gui’ye sahip, ve oldukça kullanışlı da.

oyunun içeriğine gelirsek, oyun sıra tabanlı bir mmorpg ve taktiğe dayalı olduğunu söyleyebilirim. oynayan bir iki kişi ile tartışırken de belirttiğim gibi, eğer tek bir hamle zincirleme olarak kazanılabilecek bir savaşı kaybettiriyorsa, o oyun taktiğe dayalıdır. oyunda son yama ile 12 tane ırk var, bunlar:

*cra: okçuluk üzerine büyüler barındıran class. (tersten arc, yani ok)
*ecaflip: şans üzerine menzilli ve alan etkili büyülere sahip olan sınıf. (fransızcada yazı-tura demek)
*eniripsa: iyileştirme ve buff üzerine yoğunlaşmış sınıf. (tersten aspirine)
*enutrof: şans ve item düşürmeye yönelik bir sınıf. (tersten fortune)
*pandala: kısa menzilli dövüş yoğunluklu sınıf.
*sadida: summon ve direct damage yoğunluklu “warlock” sınıfı. (tersten adidas, ne alaka ben de çözemedim)
*osamados: summon ve bu summonlara yönelik buff ağırlıklı sınıf. (tersten sado-maso, çünkü adamların bir büyüleri summon edilmiş hayvanları kırbaçlamakla alakalı.)
*ıop: yakın dövüş yoğunluklu ve player’lara damage buff verebilen paladinvari bir sınıf.
*sacrier: yakın dövüş odaklı, darbe yedikçe güçlenen mazoşist eğilimli sınıf.
*xelor: hareket kısıtlayıcı büyü odaklı, menzilli dövüş odaklı bir sınıf. (tersten rolex)
*sram: dofus’un assasain’leri olan, saklanma, tuzak kurma odaklı sınıf. (tersten mars, niye mars, onu ben de bilmiyorum.)
*feca: koruma büyülerine odaklı sınıf.

her sınıfın güçlü ve zayıf yönleri olması, bir yerden sonra işi grup çalışmasına yönlendiriyor ki, dofus’u bu kadar keyifli kılan şeylerin başında gelir. ufak gurupların yanında, çok büyük guild’lerin varlığı ve iki alignment’ın bölge işgalleri, oyunu bitmek bilmez bir mücadeleye çeviriyor, ve bir yerden sonra insanı hırslandırıyor.

oyundaki tecrübe mantığı, her zamanki gibi xp kazanıp level atlamaya, bu levellarla birlikte gelen stat point ve boost pointlerle karakterleri güçlendirmeye yönelik gidiyor. bir sınıfın tek bir elemente odaklanmamış olması, farklı karakter yapılandırmalarına gidiyor ki, bu da 12 sınıfın alt dallarıyla beraber, 40′a yakın sayıda bilinen karakter yapılandırmasıyla oyunu zenginleştiriyor.

oyunda loot mantığı, eski bir uo’cu olarak beni çok tatmin ediyor. her savaş sonunda, kimin ne alacağını şans ve prospecting stat’leri etkiliyor.

harita inanılmaz derecede büyük, öyleki, bazı yerlere hala insan evladının gitmediği biliniyor. forumlarda ilk rastladığımda baya bir şaşırmıştım, ama bir madenin kimse tarafından bilinmemesi gm’leri kıllandırıyor, ve inceledikleri zaman gerçekten de daha oralara kimsenin gitmediği öğreniliyor. tabii daha sonra “gold rush” tarzında bir akın ile orası doluyor.

oyunda aynı zamanda bir çok meslek var. alchemist’ten miner’a, farmer’ından shoemaker’ına, karakterinize 3 tane meslek alabiliyorsunuz. (tabii ilk başta birinde lvl 30 olma şartıyla)

oyunda her class’ın lvl 100 e kadar alacağı tonlarca büyü var. hatta ekstradan satın alabildiğiniz büyülerde mevcut. hangisini güçlendireceğiniz ise tamamen size kalmış.”





Oğuzhan’dan Türk Yızdızları’na

6 06 2007

Oğuzhan kardeşim bu kez de Türk Yıldızları için bir video ile karşımızda. :) Daha önce de Türk Polisi Özel Timi için yaptığı çalışmayı sizlerle paylaşmıştım.





Oğuzhan’dan Türk Polisine

31 05 2007

Bölüm arkadaşım Oğuzhan  Türk Polisi özel timi için güzel bir video hazırlamış, eh ben de hemen paylaşayım dedim





Avril Lavigne - Girlfriend

8 05 2007

Bu kızın resmini  pek çok yerde görmüştüm, üstelik bir sürü de hayranı vardı, her zaman sordum kendime ki bu kızda ne var da millet bu kadar hayran diye? Cevabı bir süre önce bu klibi izleyince anladım, daha doğrusu anlayamadım. İnsan bir şeyi bir nedenle sevmez, sadece sever, evet belki hareketleri hoşuma gidiyor diyebilir, ama o hareketler neden hoşuna gider bilemezsin, tabi bu soruyu hormonlar ile ilişkilendirmek ve hormonlara bağlı olarak cevaplamak isteyenlar olabilir, onlar konumuz dışında. Neyse bu klibi izleyince birden bu kızı ben de çok sevdim. :) İşte budur dedim kısacası. ;)

Avril’in sitesine buradan ulaşabilirsiniz.

Avril’in hakkında ayrıntılı bilgi için buraya bakabilirsiniz.





Üniversitede Bir Gün

23 04 2007

Hafta içi her gün aşındırıyoruz yollarını, nasıl gelmiştik buralara, pek çoğumuz şimdi bunu umursamıyor. Galiba 1 milyon 400 bin falan kişi katılmıştı sınava, zaten bir milyonu dışarıda kaldı. Geri kalan 400 bin kişinin de pek çoğu ya istediği bölümü kazanamadı, ya da kazandıktan sonra aslında kazandığı bölümü istemediğini anladı. Ben şanslıydım belki, istediğim bir bölümü kazandım. Ama aslında insan bir yandan bakınca şanslı hissederken bir diğer yandan da şanssızlığını kavrıyor.

Neyse, size iyisiyle kötüsüyle üniversitede bir günü anlatayım. Ama önce kahramanlarımızı tanıyalım. :) Bizler Karadeniz Teknik Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler öğrencileriyiz.

Kazım Aka, Her ne kadar derslerle arası çok çok iyi olmasa da azimli ve iyi bir insandır Kazım.

Şenol Yagınlı, Şenol idealist ama kararlı ve kafaya taktığını yapan birisidir, sadece dersler konusunda durum değişiyor. Boş zamanlarında ders çalışmaktan ziyade bilgisayarda oyun oynuyor, sonra da ertesi gün uyuya kalıp dersi ve hatta sınavı kaçırıyor.

Ve tabiki ben, benim derslerle aram fena değil, özelliklerim zaten günlükteki hakkımda bölümünde var.

Evet gelelim üniversitedeki bir günümüze , her gün öğrenciler büyük bir okuma azmi ve kararlılığı ile otobüs ya da dolmuşları doldururlar.

İşte Sercan otobüs durağında beklerken. Sercan Yıldırım, kardeş bölüm olan Kamu Yönetimi öğrencisi.

Otobüs ve dolmuşları dolduran öğrenciler üniversiteye adeta bir sel gibi akarlar.

İşte inanmıyorsanız bu alttaki fakülte yollarına bakın. :D

KTÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi

Her gün bu yollardan biri ile, artık hangisinden gideceğiniz size kalmış, fakülteye gideriz. Bir müddet fakülte kantininde takılır, sonra derse çıkarız. Tabi derse geç kalmamışsak.

İşte fakültemiz koridorlarından bir gönünüm.

Aşağıda da görüldüğü üzere derse ilgi muazzam düzeyde.

Hem bizim için hem de hocalarımız için yorucu olan dersten çıktıktan sonra soluğu tekrar kantinde alırız. Amaç biraz dinlenmek ve kendi aramızda sohbet etmektir. Ama bir sorun vardır. Bizler siyasal öğrencileriyiz ve Türküz, unutmayalım ki her Türk evladı siyaset konusunda bazı görüşlere sahiptir. Eh dolayısı ile bizim sohbetlerimiz de eğer es kaza siyaset ile ilgili ise yoğun bir tartışma ortamı oluşur, herkes fikrini söyler, ama sonuç yoktur. :D

Daha sonraki hedefimiz şehir merkezidir, bunun için hemen otobüs durağına gidip, kısa (!) bir süre otobüs bekleriz. :)

Şehir merkezi olan Atatürk Alanına, Trabzon’da genelde Meydan denir, varınca hemen sınıf arkadaşımız Burak’a uğrarız, çok sık uğrarız (?)

Burak Ak, ortada yakışıklı olan genç, daha şimdiden geçim derdi nedir anlayan arkadaş. Ah ah o zalim dersler ve zalimler zalimi kredi kartı.

Trabzon’a gelenler bilir, İstanbul’da Beoğlu caddesi ne ise Trabzon’da da Uzun Sokak odur.

Eh artık gün sona ermektedir tabi, bizler de mutlu mesut bir şekilde evlerimize, ya da yurtlarımıza döneriz.

Trabzon - Atatürk Alanı

Bazen bana öyle geliyor ki, ülkemizde üniversite anlayışı bir tiyatro oyunundan farksız, sınavdan mezuniyete değin herkes bir oyun içinde rol yapıyor gibi.

Not: Tabi ki derslerin hepsi boş geçmiyor. Pek çok gerçekten azimli öğrenci derslere gidiyor, çalışıyor ve mezun oluyor. Umarım mezun olduktan sonra da istedikleri gibi bir hayat sürüyorlardır.





mrcgty - Çağatay

23 04 2007

Themeart.org’dan tanıdığım ve yetenekli olduğu her halinden belli olan Çağatay kardeşim de sonun da WordPress’de http://mrcgty.wordpress.com/ adresiyle bir günlük açtı, gerçekten çok iyi iş çıkartmış, tabi zamanla çok daha gelişecektir. Çağatay’a güvenim tam. Aynen devam Çağatay. :)





Oyyla.com

22 04 2007

Evet bugün Oyyla.com’a da üye oldum, bu sayede yazı ve paylaşımlarımın daha çok kişiye ulaşmasını hedefliyorum.

Şimdiden bir kaç yazıyı ekledim bile. :)





Üzüntü

18 04 2007

Maalesef yüzsüz biri bugün yazılarımdan birine terbiyesiz bir mesaj bırakmış. İnsanlarla bir şeyler paylaşmak istiyorsunuz ve biri çıkıp egosunu tatmin edebilmek için normal insan davranışı olmayan şeyler sergiliyor. Üstelik bu kişi gerçek e-posta adresini de bırakmamış. Türkçe’den de pek haberi olmadığı anlaşılıyor, soru cümlesinde “mi” kelimesini ayrı yazmamış ve cümlenin sonuna da soru işareti koymamış. Buradan kendisine sesleniyorum. Soru cümlelerinin yer alan “mi” kelimesi ayrı yazılır.

İşte bu şekilde; “Onun için mi okudun?

İnsanlar rahatça mesaj bıraksınlar diye mesaj kontrolünü kaldırmıştım, benim onayımı beklemeden okuyucunun mesajı hemen günlükte yayınlanıyor. Çünkü insanların kendilerini özgür hissetmelerini istemiştim. Umarım olay tekrarlanmaz, aksi halde mesaj denetimini açık hale getirmek zorunda kalacağım. Açıkçası bu olaydan kendim ve gerçek merak eden ve okumayı sevenler adına üzüldüm. Tekrarlanmaması dileğiyle.